Türkiye Cumhuriyeti

Köln Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Ankara Üniversitesi Solistleri-Cumhuriyet Konseri açılış konuşması metni, 28.10.2013, Gürzenich-Köln, 28.10.2013

Sayın Büyükelçim Onur Öymen,
Değerli Eyalet Milletvekillerimiz Sayın Serap Güler ve Sayın Arif Ünal,
Federasyon ve Derneklerimizin kıymetli yöneticileri,
Konserin gerçekleştirilmesinde maddi ve manevi destekte bulunan değerli işadamlarımız,

Öncelikle Cumhuriyetimizin 90. Yıl dönümünü, Türk toplumunun kalbi Köln’de toplumumuzun her kesimini yansıtan böyle güzide bir toplulukla kutluyor olmaktan duyduğum memnuniyeti dile getirmek istiyorum.

Bu anlamlı günde Ankara’dan bizleri kırmayarak gelen Ankara Üniversitesi sanatçılarımız da eserleriyle bizlere eşlik edecekler.

Bugünkü konserin hem Türk Alman ilişkileri hem de Cumhuriyet tarihimiz açısından taşıdığı sembolik öneme kısaca değinmek istiyorum

Türk – Alman ilişkilerinin çok eski ve karmaşık bir tarihi vardır. Bu ilişkiyi, kalıcı kılan, dönemsel politikaların çok daha ötesine taşıyan toplumsal dokuya nüfuz etmiş birçok unsur içermesidir.

Özellikle askeriye, mimari , tıp ve sanat alanlarında yaşanmış olan bu etkileşimin sonuçlarından biri de bugünde temel sanat kurumlarımızın başında gelen Ankara Devlet Konservatuarı’dır.

Dönemin önemli Alman bestecileri arasında olan ve bugünkü konserimizin vesilesiyle anmakta olduğumuz Paul Hindemith ve Kazım Akses Konservatuarın kuruluş aşamasında temel rol oynamıştır.

Bugün dinleyeceğimiz sanatçılarımıza, Hindemith ve Akses’in anısını yaşatarak iki ülke ilişkilerinin geçmişinin sağlam ve köklü temeller üzerine inşa edilmiş olduğunu bizlere tekrar hatırlattıkları için huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum.

Köln Başkonsolosu olarak görev yapmakta olduğum 2 aylık süre içinde bir kısmınızla tanışma fırsatı buldum. Mümkün olduğunca derneklerimizi ziyaret ederek sivil toplum kuruluşlarımızı tanımaya gayret ettim.

Şunu memnuniyetle söylemeliyim ki, Köln çevresindeki toplumumuz 50 senelik kazanımlarımızı kalıcı kılacak nitelikte bir örgütlenmeyi büyük oranda başarmış durumdadır. Bunda 1. neslimizin büyük fedakarlık ve emekle attığı temeller kadar Kuzey Ren Vestfalya’daki Alman toplumunun göstermiş olduğu iyi niyet ve yakınlık belirleyici rol oynamıştır.

Bu düşüncelerle Türk Başkonsolosu olarak ilk örgütlenmelerimizi gerçekleştiren, aramızda olan veya olmayan büyüklerimize ve Alman dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Bu tabi ki, her konuda çok iyi bir durumda olduğumuz anlama gelmiyor.
* Maalesef oransal olarak hala Türk kökenli öğrencilerin Alman üniversitelerindeki sayısı çok çok düşük seviyelerde.
* Aynı şey nitelikli meslek okulları için de geçerli.
* Çocuklarımız anadillerini çok iyi konuşamıyorlar ve bu sorunun gün geçtikçe daha da arttığını gözlemliyoruz.
* Alman eğitim sisteminin temelini oluşturan “kindergarten”lara giden çocuk sayımız keza oransal olarak az.
* Türkçe ve Almanca - ortak çift dilli okullarımızın sayısı son derece yetersiz.
* Çocuklarımızın okuldaki gelişimleriyle yeterince ilgilenmiyoruz.
* Köklü derneklerimiz gençlerimize hitap etmekte zorlandıkları için yeni nesil yönetici yetiştirmekte zorlanıyorlar.
* 50 yıldır Almanya’nın ekonomik ve sosyal gelişimine yaşamsal katkıda bulunmuş olmamıza rağmen yerel düzeyde dahi siyasi temsil hakkımız tanınmamakta,
* Ve maalesef hala çifte vatandaşlık hakkımız konusundaki toplumsal talebimize somut bir karşılık alabilmiş değiliz.

Dile getirmiş olduğum tespitlerin hiçbirimizin moralini ve azmini bozmaması gerektiğini düşünüyorum.

Biz Türklerin kendisini hep başarısız, eksik gören bir yapısı vardır. Kötü şeylerle kendimizi özdeşleştirir, kendi kendimize hep nasıl adam olamayacağımızı söyler dururuz.

Bu, dönem dönem gayet zor şartlarda neler başarmış olduğumuz görmemizi engeller. Kolay olmayan zaferlerimizi çabuk unutmamıza neden olur.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ulusuna biçilen kefeni yırtarak, bizlere çağdaş bir cumhuriyet armağan ettiği 29 Ekim 1923’ün 90. Yıldönümünü, Türk toplumu olarak bizlerin de 50 senede Almanya’da geldiğimiz seviyeyle gurur duyarak kutlamamız gerektiğini düşünüyorum.

* Diğer göçmen kökenli toplumların özendiği bir toplumsal örgütlenme gerçekleştirebilmiş,
* Artık sadece ibadethanelerimiz etrafında faaliyet gösteren değil,
* Türkiye’deki okulların iyileştirilmesinden,
* Gençlik Dairelerindeki çocuklarımızın geleceğine,
* Yaşlılar yurtlarında kalan büyüklerimizin bakımından,
* Gençlerimizin siyasi bilinçlerinin arttırılmasına,
* Ortak spor müsabakaları düzenlenmesinden,
* Almanya’daki genç girişimcilerimizin desteklenmesine kadar
* Sosyal, kültürel ve siyasi hayatın her alanında faal olan yapılar kurmuş,
* Federal Parlamentoya 11 Türk kökenli milletvekili kazandırmış,
* 80.000 başarılı girişimcisiyle Alman ekonomisine istihdam sağlamaya başlamış,
* Kurduğu çatı örgütleriyle her alanda hakkını arayan,
* Resimden müziğe sanatın bir çok dalında çok başarılı sanatçılar yetiştiren,
Almanya Türk toplumumuzun bugün geleceğe güvenle bakmak için her türlü sebebi bulunmaktadır.

Ben bu hislerle Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve ulusal mücadelemizin kahramanlarını saygıyla anıyor, Cumhuriyet Bayramınızı içtenlikle kutluyor, sizlere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Hüseyin Emre Engin
Başkonsolos