Türkiye Cumhuriyeti

Köln Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası turnesi kapsamında 10 Kasım'da Köln'de verilen konserin açılışında yapılan konuşma, 10.11.2012

Değerli Müzikseverler,

Türkiye’nin öndegelen sanat kurumlarından Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın konserine hoş geldiniz.

Türkiye ve Almanya, dostluk ilişkilerini “tarihi, ya da, geleneksel” olarak tanımlayabilen iki ülkedir. Geleceği temsil eden gençlerin konserinden önce bu dostluğun neden geleneksel olduğunu, kısmen ortak müzik tarihimiz bakımından kısaca hatırlatmama izin verin.

Türkiye, çok eski ve köklü bir müzik geleneği olan, hala düğünlerde halk dansları oynanan, geleneksel halk Türküleri söylenen bir ülkedir. Türkiye, aynı zamanda, onlarca üniversitesindeki konservatuarlarda müzik eğitimi verilen bir ülkedir.

Klasik batı müziğiyle maceramız yeni değildir. Mızıka-yı Hümayun adıyla 1828’de kurulan ve ilk şefliğini Donizetti Paşa’nın yaptığı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, dünyanın en eski orkestraları arasındadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde uygulanan kapsamlı reform ve devrimlerden birisi de müzik alanında yaşanmıştır. Cumhuriyeti kuran kadro, köklü halk müziği birikimine dayanarak, yeni bir müzik eğitimi verilmesine Türk Halk müziğinin batı formunda zenginleştirilmesine karar vermiştir.

Bu süreçte, Alman müzik adamlarının da şüphesiz büyük katkıları olmuştur.

1936’da bizzat Atatürk’ün davetiyle Ankara’ya giden Carl Ebert, Türkiye’de çağdaş sanat eğitiminin temellerini atan kişilerdendir. 1940 ila 1949 yılları arasında Ankara Konservatuarı‘nı ve Opera’yı yöneten Ebert, Mozart’ın “Bastien und Bastienne” operasını 1940 yılında öğrencilerine Türkçe librettoyla sahneletmiştir. Bu, Türkiye’de Türkçe sahnelenen ilk yabancı eserdir.

1935 yılı müzik alanındaki, Türk-Alman işbirliği bakımından bir dönüm noktasıdır. Almanya’da baskı altında bulunan Paul Hindemith, Türkiye’de müzik eğitimini düzenlemek ve eğitim malzemelerini hazırlamakla görevlendirilmiştir. Hindemith, Carl Ebert ile işbirliği halinde dersler verirken, orkestra şefi Ernst Praetorius’un da Ankara’ya gelmesini sağlamıştır. 1935’ten 1946’ya kadar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefliğini yapan Praetorius, Beethoven’in 9. senfonisinin Türkiye prömiyerini yönetmiştir.

Aynı dönemde büyük Macar besteci Bela Bartok Anadolu’da Türk halk türkülerinin derlenmesi ve bunların klasik Batı müziği formunda orkestrasyonunun yapılması amacıyla çalışmalar yürütmekteydi.

Aziz hatıraları önünde saygıyla eğildiğim Hindemith, Ebert, Bartok ve Praetorius gibi dostlarımızın, kurulmasına katkıda bulundukları eğitim sistemi, zamanla gelişmiş ve besteci, orkestra şefi Betin Güneş başta olmak üzere, pek çok değerli sanatçı yetiştirmiş, yetiştirmeye de devam etmektedir.

Bu akşam Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasını dinlerken, aynı zamanda Hindemith, Ebert ve Praetorius’un da öğrencilerini dinlemiş olacağız.

Saygıdeğer Konuklar,

Türkiye’de eğitim gören genç sanatçılarımızın pek çoğu, eğitimlerinin bir kısmını Almanya’da sürdürmeyi tercih etmektedirler. Türk orkestraları ve solistleri sıklıkla Almanya’da sahne almaktadırlar. Uzun bir geçmişi bulunan Türk-Alman müzik ilişkileri, bu şekilde geleceğe de taşınmaktadır.

Bu konsere katkı ve emeği geçen tüm kişi, kurum ve sanatçılara ve özellikle de siz değerli müzikseverlere teşekkür ederim.


Mustafa Kemal Basa
Başkonsolos