Türkiye Cumhuriyeti

Köln Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Deutsche Welle radyosunun Beethovenfest kapsamında düzenlediği konser açılışında yapılan konuşma, 19.09.2012

Sehr geehrter Herr Dr. Hartstein,
Sehr geehrte Intendantin Frau Schmiel,
Herr Schumacher,
Herr Dr. Schmitz,
Sevgili Baha Güngör,
Vertreter der Presse,
Meine verehrten Damen und Herren,
Değerli Vatandaşlarım,
Hanımefendiler, Beyefendiler,

Wir erleben einen sehr schönen Abend mit Symbolen der traditionellen deutsch türkischen Freundschaft.

Zunächst möchte ich alle Mitglieder des Nationalen Jugend Philharmonie Orchesters der Türkei im Namen des Chefs Herrn Cem Mansur begrüßen. Es erfreut mich sehr, dass das Nationale Orchester der Türkei dieses Jahr als Gast des Orchestercampus eingeladen wurde.

Verehrte Gäste,

Ich habe mich sehr gefreut, als mir der Leiter der Türkischen Redaktion des Senders Deutsche Welle, Herr Baha Güngör mitteilte, dass ich meine Rede auf Türkisch vortragen könnte. Aber es hat mich nicht gewundert. Denn wir reden hier von einer Organisation die die Türkische Sprache seit 1960 beherbergt. Ich hoffe, dass der Wert, den die Deutsche Welle der türkischen Sprache und der Türkei entgegenbringt ein Vorbild für andere deutsche Organisationen bildet.

Jetzt möchte ich mit der Erlaubnis unserer Deutschen Freunde von meinem gebrochenen Deutsch auf „Hoch-Türkisch“ wechseln und die Gelegenheit nutzen in der Bethoovenhalle in meiner Muttersprache zu sprechen.


Saygıdeğer Konuklar,

Türkiye ve Almanya, dostluk ilişkilerini “tarihi, ya da, geleneksel” olarak tanımlayabilen iki ülkedir. Geleceği temsil eden gençlerin konserinden önce bu dostluğun neden geleneksel olduğuna, kısmen ortak müzik tarihimiz açısından gelin bir daha bakalım.

Türkiye, çok eski ve köklü bir müzik geleneği olan, hala düğünlerde halk dansları oynanan, Türküler söylenen bir ülkedir. Türkiye, aynı zamanda, onlarca konservatuarlarında müzik eğitimi verilen bir ülkedir.

Klasik batı müziğiyle maceramız da yeni değildir. Mızıka-yı Hümayun adıyla 1828’de kurulan ve ilk şefliğini Donizetti Paşa’nın yaptığı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, dünyanın en eski orkestraları arasındadır.

Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde uygulanan kapsamlı reform ve devrimlerden birisi de müzik alanında yaşanmıştır.

Bu süreçte, Alman müzik adamlarının da şüphesiz büyük katkıları olmuştur.

1936’da bizzat Atatürk’ün davetiyle Ankara’ya giden Carl Ebert, Türkiye’de çağdaş sanat eğitiminin temellerini atan kişilerdendir. 1940 ila 1949 yılları arasında Ankara Konservatuarı‘nı ve Opera’yı yöneten Ebert, Mozart’ın “Bastien und Bastienne” operasını 1940 yılında öğrencilerine Türkçe librettoyla sahneletmiştir. Bu, Türkiye’de Türkçe sahnelenen ilk yabancı eserdir.

1935 yılında Almanya’da baskı altında bulunan Paul Hindemith, Türkiye’de müzik eğitimini düzenlemek ve eğitim malzemelerini hazırlamakla görevlendirilmiştir. Hindemith, Carl Ebert ile işbirliği halinde dersler verirken, orkestra şefi Ernst Praetorius’un da Ankara’ya gelmesini sağlamıştır. 1935’ten 1946’ya kadar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefliğini yapan Praetorius, Beethoven’in 9. senfonisinin Türkiye prömiyerini, dönemin Cumhurbaşkanı İnönü’nün huzurunda yönetmiştir.

Ve koro o akşam orkestraya Türkçe eşlik etmiştir.

Aziz hatıraları önünde saygıyla eğildiğim Hindemith, Ebert ve Praetorius gibi dostlarımızın, kurulmasına katkıda bulundukları eğitim sistemi, zamanla gelişmiş ve şu anda aramızda bulunan Sayın Cem Mansur başta olmak üzere, pek çok değerli sanatçı yetiştirmiş, yetiştirmeye de devam etmektedir.

Türk – Alman ilişkilerinin bu boyutlarının Alman kamuoyunda yeterince bilinmemesi, benim için bir üzüntü kaynağıdır.

Özel sektörün ve vakıf üniversitelerinin de katkılarıyla, klasik batı müziği Türkiye’de artık yeni bir aşamaya geçmektedir. Bu akşam buna hep birlikte şahit olacağız.

Saygıdeğer Konuklar,

Son Olarak, Orchester Kampusunu mümkün kılan RWE şirketine şükranlarımı sunar, Türkiye Ulusal Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın üyelerine, Beethoven’in kentinde bizlere bu gururu yaşattıkları için teşekkür ederim.
Sayenizde Türk-Alman dostluğu artık daha da zengindir.

Vielen Dank
Çok teşekkür ederim.

Mustafa Kemal Basa
Başkonsolos